mustafa der ki...

Önyargısız olma insancıl ol

24 Mayıs 2013 / Mustafa Dokumacı

Hayat

Her önerme bir paradigma, her hüküm cümlesi bir önyargı. Yanlışlanamayacak, yarın daha doğrusu bulunamayacak ne var şu dünyada? Hangi bilgi %100 doğru? Daha önce hiç provasını yapmadan, sahneye itilivermiş acemi oyuncularıyız hayatın. Bildiğimiz, gördüğümüz, öğrenebildiğimiz kadarıyla ve el yordamıyla yolumuzu bulmaya çalışıyoruz. Yaşadıkça tecrübeler ediniyor ve paradigmalar geliştiriyoruz. Bu önyargılar sayesinde kolaylaşıyor hayatımız ve yine bu önyargılar yüzünden zorlaşıyor bazen.

“Önyargıyı yıkmak atomu parçalamaktan zordur.” demiş Einstein, atomu başarıyla parçaladığı halde, önyargıyı yıkmayı beceremediği için sanırım. Yapması da öyle kolay değil be babacım. Hep kötülediniz bu önyargıları, açık görüşlü olmak, alışkanlıklarına zıt fikirlere şans vermek filan adına. Fakat yeni nesiller bunu biraz yanlış anladı. Yıkılmaz önyargılara sahip olmak ne kadar zarar veriyorsa insana, kimsenin hiçbir önyargıya sahip olmamasını beklemek de o kadar saçma.

 

Adına “hayat tecrübesi” dendiğinde kulağa gayet masum gelen kavram, aslında edinilmiş önyargıların bileşkesi değil mi? Hiç önyargısı olmayan bir insan düşün; her şeye her zaman yeniden ve bütünüyle açık görüşlülükle yaklaşıyor. Ne dersin bu insana? Utanıyorsan ben söyleyeyim, “enayi” dersin. Benim bildiğim enayi olmak hiç “cool” bir şey değil, dalga geçerler adamla. Sütten ağzı yananın yoğurdu üfleyerek yemesi de bir paradigma, üstelik yoğurt sıcak olmadığı için gayet boşuna. Yine de kimse bu eyleme dudak bükmüyor değil mi?

“Kediler nankör, köpekler sadık olur” demek önyargının alası mesela, “iOS Android’e, Android iOS’a beş basar” demek de. Bunları dillendirmek, hatta bunların üstünde tartışmak hiç ayıplanan şeyler değil. Kendisine nankör dendiğini bilip üzülecek bir kedi, beğenilmediğini anlayıp intihar edecek bir iPhone yok nasıl olsa.

“Hepsiburada ürünleri hep geç kargoya veriyor” diye bir ürünü başka yerden alsam, aslında tam da o ürünü daha ucuza satıyor ve daha hızlı kargoluyor olsalar, kim kaybeder? Önceki tecrübelerimden tümevardığım ve genelleme yaptığım için, ben. Peki yaptım da kötü mü ettim? Bence pek kötü etmedim. Çünkü önyargım, 10 durumun 9’unda bana zaman kazandırıyor.

Gel gelelim, “Kürtler pis, Çingeneler hırsız, Türkler aptal olur.” şeklinde bir önyargı duyunca tüylerin diken diken oluyor değil mi? Benim de öyle. Neden peki, önyargı olma açısından bunun ne farkı var? Aslında yok. Bu çirkin hüküm cümlesinin farkı, doğuracağı kötü sonuç. Bu türden ayrımcı bir sözü söylemek, yaymak, bunu hayatına yansıtmak, pek çok insanın özgürlüğünü sınırlayacak. Yoksa diğerlerinden farksız bir önyargı, ayrımcı bir genelleme.

Ayrımcı söylemlerin yanlışlığını anlamak için empati kurmak yeterli. Türkiye topraklarında bir Hristiyan Ermeni ya da Rum olarak doğabilirdin. Öğrencileri hep senin “hain düşman” olduğunu düşünen müslüman çocuklardan oluşan okullarda okumak, her sabah “Ne mutlu Türküm diyene” diye bağırmak, din dersinde sureler ezberlemek zorunda kalabilirdin. Bununla empati kurmanın zor olmadığını düşünüyorum. Bu durumda değilsen bile, az çok nasıl bir şey olacağını tahmin edebilirsin bence.

Çingene mahallesi otobüsünde sürekli cüzdanını kollayan ama içten içe bile çingeneler hakkında en ufak bir önyargısı olmadığını düşünen insan, her şeyden önce kendisine karşı ikiyüzlüdür. Önce dürüst olmalı insan, mükemmel olduğunu düşünmemeli. Benim de önyargılarım olabilir, senin de. Bu önyargılar tecrübelerine dayanıyor da olabilir, zararı yok. Önemli olan bu önyargılarını, birilerinin özgürlüğünü sınırlayacak şekilde hayatına yansıtmamak.

Yeni bir insanla tanıştığında, her insanın farklı bir dünya olduğunu unutmamak önemli olan. Bütün önyargılarına rağmen esneyebilmek, yıkmak gerekiyorsa bazılarını yıkmak hatta. Yenilerini yapmak sonra. Her paradigmanın yıkımı yeni bir tanesinin yapımı değil mi zaten?

Paradigmalarınla barışmadan, kendini onların olumsuz etkilerinden sakınamazsın. Önyargısız mükemmel insan olduğunu düşünüp, yaptığı her haksızlığa kılıflar uydurabilen gençler tanıyorum her gün. Olmama şansı yok önyargılarının. Onları dillendirip yayarak kimseyi üzme yeter. Kürtle komşu olmam, eşcinselle birlikte çalışmam, ateisti insan yerine koymam deme; zenciler sadece saat satsın, başörtülüler evlere temizliğe gitsin, Ermeniler hiç mahalleme girmesin türü, sıfat kullanmadan söylediğinde de çirkin olan, insanların hak ve özgürlüklerini sınırlayan tavırlar alma yeter.

Mama ver, su ver kedilere. Su verdin diye satın almadın ya hayvanı, giderse de bırak gitsin. Bir gün bir kedi gelip kucağına yatabilir her zaman. Sen yeter ki önyargılarının kontrolünü kaybetme.

Yorum Yaz



  • 1 adet yorum bulundu. Toplam 1 sayfa.
  • 1

KTOG

12 Haziran 2013 00:33:57

"Önemli olan bu önyargılarını, birilerinin özgürlüğünü sınırlayacak şekilde hayatına yansıtmamak."

Aynen. Bu ideal dünya işte. Ama ben bile bazen kendi ırkımdan birini aşağılıyorum. Garip.

  • 1 adet yorum bulundu. Toplam 1 sayfa.
  • 1

Arama

Giriş Yapın

Yeni Üye Kayıt | Şifremi Unuttum

ufukta gezinir durur gözlerim
mazide yaşarım dünü özlerim
sansüre takılmış bütün sözlerim
yarın da söylerim hiç değiştirmem

Twitter
Facebook
Linkedin

Kategoriler