mustafa der ki...

Öğrenilmiş konfirmasyon

Bir web sitesine üye olduktan hemen sonra karşına çıkan uyarı der ki: “Yazdığın e-mail adresine konfirmasyon maili gönderdim. Git hesabını kontrol et ve adresin sana ait olduğunu ispatla. Yoksa seni içeri almam.” O kadar bilgiyi girdiğin yetmez, bir de e-mail kontrol edeceksin. Gelen kutusunda bulamadıysan spam’a bakacaksın. Orada da mı yok, dön siteye, “Gelmedi ya bir daha göndersene” linkini ara. Bu arada spam kutusunda, aslında spam olmayan ve ta bilmemnezaman görmüş olman gereken başka bir maile rastlayıp hayıflanmak da cabası. Üst üste bir sürü olumsuz deneyim. Bu şekilde küsüp üye olmaktan vazgeçen çok sayıda ziyaretçi olduğunu tahmin etmek için sanırım UX gurusu olmaya gerek yok.

 

Kullanıcı deneyimi ya da janjanlı adıyla UX tasarımcıları böyle bir hikaye anlattığında, onlara hak vermemek elde değil. E-mail adresi onaylamak, gereksiz bir işlem diyorlar. Ortada kullanıcıya bu eziyeti çektirmeye değecek bir katma değer yokmuş. Onaysız üye kaydı yapıldığında, ziyaretçilerin çoğu zaten doğru e-mail adresi veriyormuş. Yanlış yazan bir kaç kişi için neden herkese bu eziyeti yapacakmışız. Gerçekten çok mantıklı bir çıkarım değil mi? Üye olmayı zorlaştıran bir adımı aradan kaldırıyoruz ve hop bir bakmışız üç beş tane yanlış adresi kabul etmek karşılığında bir sürü fazladan üyemiz olmuş.

Peki dünya kadar yazılımcı, yıllardır bu olayı nasıl fark edemedi? Kullanıcı deneyimi o kadar da umurlarında olmadığı için olabilir mi? Hatta o gereksiz onay adımını ilk başta kim koymuştu ki? Paranoyak yazılımcının biridir kesin. İyi ki UX uzmanları var, yıllardır gerekli sanılan bir işlemi ortadan kaldırmayı akıl ettiler ve herkesi gereksiz bir işkenceden kurtardılar değil mi?

Değil. Maalesef değil.

Elde edilen başarı, insanların çoğunun onay adımı “olmasa bile” doğru e-mail adresi girmelerine dayanıyor. Tıpkı arada cam “olmasa bile” küçük balıkları yemeyen köpek balıkları gibi, hikayeyi bilirsiniz.

Yani diyorum ki, başarının nedeni “öğrenilmiş çaresizlik”. Bir şeyleri görebilemek için üye olmak zorundasın ve üyelik formunda sana e-mail adresi soruluyor. Zaten sıkıcı olan süreci daha da uzatmamak için, ilk seferde çalışan bir e-mail adresini yazıyorsun. Yoksa her form alanına en doğru cevabı veren süper dürüst bir insan değilsin. Ayrıca neden dürüst olasın ki? Güvenip e-mail adresini verdiğin sitelerin çoğu hiç sana sormadan reklam e-mailleri gönderiyor. Hatta sırf o reklamlardan kaçmak için, “böyle işlerde” kullanmalık “kötü yola düşmüş” fazladan bir adresin var. Yok mu?

O zaman diyorum, başarının nedeni öğrenilmiş çaresizlikse, başarının sahibi de o çaresizliği öğreten onay uygulaması ve yıllar boyu insanları buna maruz bırakan siteler. Yani bence e-mail onaylamadan üye kaydı almak, sadece bugünkü durumdan yararlanan bir uyanıklık. Evet kabul ediyorum, bir zeka ürünü. Ama “baştan beri aslında yapılması gereken buydu” diyenler bence yanılıyorlar.

Çünkü e-mail onaylamanın bir buluş gibi uygulanmaya başladığı zamanı da hatırlıyorum. Yanlış adres vermiş üyeler şifresini unuttuğunda ortaya çıkan çözümsüz durumu veya kendi e-maili yerine tanıdığı başka birisinin adresini yazarak üye olanlar yüzünden, “Ben sitenize hiç üye olmadım, neden e-mail alıyorum?” diyen haklı şikayetçileri unutmadım.

Aslında bu bir “farklı olma” yarışı. E-mail konfirmasyonu yapmayan bu “yenilikçi” siteler arttıkça, insanlar uyanmaya başlayacak ve bir yerde oyun bozulacak. Şu anda bile gıcık olduğum birisine, yarın sabah 10 tane fırsat sitesinin reklam göndermesini sağlayabilirim. Bu kusur, ancak belli bir sayıya kadar tolere edilebilir. “Bütün siteler üye olurken e-mail onayı yapıyor.” genellemesine uymayıp “beklenmedik davranış” göstererek bir adım öne geçmek bugünün başarısı. Olaya uyanıp, her siteye yanlış e-mail adresiyle üye olmaya başlamak bir sonraki başarı olacak. Bunun saklambaç oynarken, bulması zor da olsa çok kullanıldığı için artık kolay tahmin edilen köşe yerine, bulması kolay ama beklenmeyen bir yere saklanarak ebeyi şaşırtma taktiğinden farkı var mı?

Yorum Yaz



Arama

Giriş Yapın

Yeni Üye Kayıt | Şifremi Unuttum

ufukta gezinir durur gözlerim
mazide yaşarım dünü özlerim
sansüre takılmış bütün sözlerim
yarın da söylerim hiç değiştirmem

Twitter
Facebook
Linkedin

Kategoriler